Google+ Followers

20 Kasım 2014 Perşembe

SÖZÜM MECLİSTEN İÇERİ

         Kapitalizmin babaları; adam smith, spencer, malthus. Baş harflerini büyük yazmıyorum. Cehennemin dibindedirler inşallah!!! Burdan da yollayacaklarımızla beraber cehenneme kütük olsunlar. Spencer ve Malthus liberal ekonomik sistemde fakirlere yapılacak yardımları reddederek, toplumsal yaşama uyum sağlayamayanların yok olmasını ifade eden "doğal ayıklanma" sürecini savunmuşlar. Şeytanın kuklalarının müridleri de hiç sektirmeden bu kuralı uygulamaya devam ediyorlar. Türkiye'de yönetenler, muhalefet edenler ve başta İstanbul olmak üzere varlıklı olan tüm büyük şehirlerin başkanları, siyasetçileri, zenginleri, karunlar, hamanlar, firavunlar ve bu şehirlerin müstesna sakinleri taşa, betona, tuğlaya,  inşaatlara, evlere, mobilyalara, boğazlarına katrilyonlarca lirayı saçıp savurmaya devam etsinler! "Yüzme bilmez benim oğlum" diyen Ermenek'li madencinin annesinin ve ayağındaki yenisi 10-15 lira olan yırtık pırtık kara lastiklerinin yenisini alamayan fakir ve adam gibi adam olan babasının, yavrusunun mezarı başındaki o  hala vakur duruşunun altında bütün Türkiye kaldı mı? Kaldı!
         Bu vebal lükslerimize harcadığımız her kuruşumuzla bizim de yakamızda. Sözüm önce kendi vicdanıma sonra da zerre kadar vicdanı kalan herkese...

9 Kasım 2014 Pazar

NEV-İ ŞAHSIMA MÜNHASIR GECE HAYATIM

      Ekranın köşesindeki saat gece  01.09'u gösteriyor. Uzun zamanlardır bu saatlerden sabah dörtlere beşlere kadar süren bir değişik uyanıklık içindeyim. Bunun bir kaç nedeni var. İlk başlangıcı gece yarısında başlayan belimden sırtıma yayılan bel ağrıları. Şimdilerde bu ağrı sağ koluma doğru yayılıp maalesef bilgisayarda veya elimde yazı yazmama mani olacak kadar beni sıkıntıya sokan bir ağrı. İlk başvurduğum fizik tedavi uzmanı iltihaplı romatizmadan bahsetti ki bence de durum bu gibi, fakat henüz teşhis ve tedavi süreci bitmedi. 
         İkinci uyanıklık nedenim ise karakter yapım olduğunu yeni yeni fark edebildiğim üzerime vazife edindiğim görevin -mahiyeti her ne olursa olsun bunun-  tamamlanıncaya kadar bana rahat huzurun olmadığı. Daha önceki yazılarımda bahsettiğim bahçe tesis etme işinin bu sonbaharda yani ekim-kasım aylarında yapılması gerektiği, aksi takdirde bir daha ki bahara kalacağı durumuydu ki, bu benim kafamı bilgisizilik, yetersizilik, ve de beceriksizlik nedenleriyle oldukça meşgul edip yordu. Fakat sonsuz şükürler olsun ki sora sora Bağdat bulunurmuş misali sora sora, hatta neredeyse akademik tez hazırlayacak kadar araştıra araştıra bahçeyi tesis edebildim.  Ve yine sonsuz şükürler olsun ki bugün artık  bitti ve ben de bir tüy gibi hafifledim. Şimdi Allah kısmet ederse önümde yeni başladığım kamu yönetimi bölümün ara dönem sınavları var, artık inşallah kafam rahat rahat derslerime çalışabilirim. Ve dilerim akademik çalışmalarımı ilerilere taşımak kısmet olur. Kırk yaşımda üniversitelere yeniden kendimi atmamın nedeni şu ki bu hayatta ancak öğrenmek beni teskin ediyor, kitaplarla hemhal olmak, okumak, öğrenmek ruhuma sonsuz iyi geliyor. Keşke bunu daha ben çocukken fark edip akademisyenliğe yönlendirilmiş olsaydım, galiba o zaman bu dünya yolculuğumu mutlu mesut yapıp gidiyor olurdum :))). 
         Bu kafa karışıklığı dönemimde yine her zamanki gibi Kur'an en iyi dostum oldu. Her gece okumaya başlayınca tekrar hatme başladım. İnanılmaz bir kitap Kur'an. Haddim değil, günahsa Rabbim affetsin beni ama ne zaman ruhum daralsa Kur'an okumak (ben arapçasını okuyorum, yıllardır mealini de okuduğum için merak ettiğim yerlerde durup mealini de okuyorum). Zaten elimdeki Kur'an altını çizerek okuduğum mealli bir mushaf-ı şerif. Eşime kırkıncı yaşında hediye ettiğim Mustafa İslamoğlu'nun Hayat Kitabı Kur'an meali inanılmaz bir çalışma olmuş ve elden bırakılacak gibi değil. Allah razı olsun, böyle bereketli bir çalışma herkese kısmet olmaz, darısı başımıza olsun. En azından istifade edebilmeyi Allah nasib etsin bize. Aslında eşime değil de kendime hediye etmişim :))) 
       Bizde durum böyle, bu süreç içinde bloğuma gerekli zamanı ayıramadığımı ve içten içe buna üzüldüğümü de son bir not olarak düşerek, nev-i şahsıma münhasır gece hayatıma dönüyorum :))) Sevgi ve selametle...